You know, you love me. XOXO Gossip Girl
 
AnasayfaAnasayfa  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 White Stripes'ta Alkol

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Evie C. Zamora
Constance Billard IV.Sınıf
Constance Billard IV.Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 358
Kayıt tarihi : 18/07/10
Lakap : E

Şöhret
Puan: 39

MesajKonu: White Stripes'ta Alkol   Perş. Tem. 29, 2010 4:23 pm



Clementine Crandal & Evie Zamora
Yer,Zaman: White Stripes Bar, 11.00 pm
Kurgu: Yaşadıkları olaylardan sonra kafayı bulmak için buluşan iki arkadaş.


Clementine Crandal. Ortak noktaları olduğunu biliyordu ancak günün birinde bu kızla, White Stripes'ta oturup bir şeyler içeceği aklına gelmezdi. Ne de olsa, Evie'den uzak bir karakteri vardı. Yine de, kız arkadaşlar, kız arkadaşlardır dedi içinden. Ne cins, ne karakter oldukları önemli değil, eğer birisi zaman gelince sizinle kafayı bulmak için oradaysa, o zaman o sizin yakın arkadaşınızdır. Eh, Clementine de artık Evie için öyleydi. Birkaç mesajlaşmanın ardından White Stripes Bar'da buluşmaya karar vermişlerdi. İkisinin de ciddi problemleri vardı ve bunları birbirlerine anlatacaklardı. Kısacası, kafayı bulacaklardı.

Giysi odasına girdi ve etrafı incelemeye başladı. Ne giyebilirdi ki? Kot etek olmaz, kot şort olmaz, ah, işte! Siyah, kısa elbisesi. Barney's'ten aldığı. Ona tapıyordu adeta, gecelerin vazgeçilmez parçasıydı o elbise. Çekiciydi, rahattı, güzeldi ve zarifti. Sanki tüm güzel sıfatlar bu kumaş parçasında toplanmıştı, tek kelimeyle nefes kesici. Elbiseyi üzerine geçirdi ve soluna dönerek, sıra sıra dizilmiş raftaki çantalarını inceledi. Camel rengi, deri çantayı koluna geçirdi ve Clementine'e mesaj attı.
White Stripes'a gel. Öptüm.

Evden çıkarken babasına bir mazeret uydurması gerekiyordu, ki bu o kadar zor olmamıştı. "Clementine ile buluşmam gerek, geç gelebilirim, belki onlarda kalırım." Rol yapmak konusunda üstüne yoktu. Aslında babası içmesine izin veriyordu, bir zamanlar. Artık Sylvia vardı, üvey annesi. Tanrım, kadın neredeyse Evie'nin yaşındaydı ama yaşlı görünmeyi becerebiliyordu ve Evie'den nefret ediyordu. Sadece babasının yanındayken Evie'ye iyi davranıyordu, onun haricinde ise babasına hep Evie'yle ilgili yalan yanlış şeyler anlatıyor, kötülüyor ve ceza vermesini, şunu bunu yasaklamasını tembihliyordu. Sevgili babası da, sevgili Sylvia'yı çok sevdiğinden ve ona inandığından, dediği her şeyi eksiksiz yerine getirmeye çalışıyordu. Şu dünyada Gossip Girl'den daha gıcık biri varsa o da Sylvia Wandall'dı ya da artık Sylvia Zamora.
Babasının gazete okurken başıyla verdiği onaydan sonra, şöforlerini çağırması için hizmetlileri Sophie'ye işaret yaptı ve bir süre sonra kendisini klimayla serinletilmiş deri koltuklarda buldu.

1 5 d a k i k a s o n r a ;
White Stripes, kafayı bulmaya gelenlerden çok, elit ve biraz da yaş ortalaması yüksek olan bir bardı. Ancak buradan daha iyi bir yer aklına gelememişti ve aynı zamanda sadece onbeş dakika uzaklıkta olması da bir avantajdı. "Ben sana mesaj atarım." dedi Harry'e yani şoförlerine. Ardından topuklu ayakkabıları üzerinde salınarak içeriye girdi. Clementine çoktan yerleşmiş gözüküyordu, Evie ona gülümseyerek yanına doğru ilerledi. "Clementine Crandal. Gerçekte çok daha güzel görünüyorsun. Yolumuzun böyle kesişeceğini hiç düşünmezdim açıkçası."


En son Evie C. Zamora tarafından Cuma Tem. 30, 2010 1:51 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Clementine Crandal
Constance Billard IV.Sınıf
Constance Billard IV.Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 663
Kayıt tarihi : 18/07/10
Lakap : Cle.

Şöhret
Puan: 70

MesajKonu: Geri: White Stripes'ta Alkol   Perş. Tem. 29, 2010 11:32 pm


Sen bir sürtüksün Bayan 'SonradanGörme' Crandal. Bu kadın ne zaman s*ktir olup gidecek bu evden. Alkolün etkisiyle gündüzleri uyuyarak geçirmemin avantajı en azından daha az karşılaşıyor oluşumuz. Günün yirmi iki saati sürtüyorum orda burda. Aşkı alkolde buluyorum.. Derin şişelerin içinde yüzüyorum..
Bunun bir faydası kesinlikle alkollüyken bile atılan her lafa, her kolumdan tutup yatağa atmaya çalışana kolaylıkla karşı gelebiliyor olmam artık.. Bir diğeri bu platin saçlı Barbie bebeklerden daha sürtük olan orta yaşlı cadının yüzünü daha az görüyorum. Kötü yanı sevgilimi, ah hayallerde olsa da sevgilim diyebilmenin bile güzel olduğu o mükemmel gün ışığını hala göremediğim için içiyorum. Daha kötüsü evden atılacağım.. Aslında o kadar da kötü değilmiş bu düşününce. Bunu da iyiler listesine katın..
Hava bugün serin, hava ihtiyar biraz.. Gece iyi uykular dilediğim kadehler masada uykuya dalmışlar.. Saatler yavaş, saatler tıkanmışlar tozlanmışlar sanki biraz. Kaba hesaplar dolaşıyor kafamda.. Yirmi bir saat içiyorum arada bir saat yola gidiyor zamanda.. Eve taşınması, akşamdan kalmalığın dozunun arttırılması, ağrı kesici alıp evden çıkma kısmı.. İki saat de uyuyorum. Sürpriz. Hala ölmedim. Ölmeye de niyetim yok. Bana verdiğin hasarı görmelisin. Sadece kendini değil, beni de öldürdüğünü bilmelisin.. Buna rağmen hala eski güzelliğimde olduğumu da görüp içini çekmelisin. Sadece parlak beyaz tenimin soluklaşıp şeffaflaştığını, rujumun kırmızılığının bar kadehlerinden taştığını, ve fazladan verdiğim bir kaç kiloyu görünüşte hasar saymalısın. İçimdeyse alkolden ölen organların kokusunu almalısın..
Bunlara rağmen yine bir gün kollarımda olmalısın. O gün yine Clee'n geri dönecek ve ben rujumu sadece senin dudaklarından silmek zorunda kalacağım.. Acın dibe vurmalı ve şehvet tavan yapmalı. Aramızdaki uzaklık aşılmış olmalı.. Kaybedilen zamanların açlığı doyurulmalı.. Orada bir yatakta hareketsiz yatan vücudun, burda kanı bile içki nehriyle akan vücudumla bir olmalı. Kanımdaki zehir öpücüğünle yok olmalı.. Geri dönmelisin Thomas.. Beni bırakmanın sana yakışmadığını anlamış olman lazım artık..
"Bu gün evden çıkmayacaksın! Sana diyorum Clementine!"
Sesin kulaklarımı tırmalıyor üvey cadı. Üvey kavramı Thomas ve sende ne kadar zıt. Cevap vermeye bile tenezzül etmezken sana, kendimi tutamamama neden olmaya başladın artık..
"Sen öyle san. Sokak *rospusu seni. Ah merhaba Liny. Günaydın!"
İkiz, ikiz, ikiizz. Bu eve her gece geridönüyor oluşumun tek nedeni. Söylediklerimi, son gecenin hatırasıymış gibi üstümdeyken sızıp yine onunla evin içinde dolaştığım elbisemi, alkolle son zamanlarda girdiğim ilişkileri ve geldiğim hali onaylamıyor görünüyor. Buna rağmen beni çok sevdiğini biliyorum. Cıvıldayan sesimin son zamanlarda evde duyulmadığının farkında bu yüzden cıvıl cıvıl söylediğim günaydına bir gülümseme ve parmaklarıyla bana yolladığı bir öpücükle karşılık veriyor. Odamdan gelen sesi duyunca oraya yöneliyorum. Titrerken masadan yere düşen telefonumu elime alıyorum..
White Stripes. Anılarının oldukça canlı olduğu bir yer bende.. Alkol komasına gireceğim bir gün.. Ah Thomas bunların sorumlusu sensin. Evie'den gelen mesajı yanıtlama ihtiyacı bile hissetmiyorum. Gideceğimi biliyor. Evie.. Olanları anlatabilseydim beni en iyi o anlardı. Blaise'in başına gelenleri de düşününce.. Üstümdeki elbiseyi sıyırıp başka bir şeyler geçiriyorum bedenime. Anahtarlarımı ve telefonumu çantama atıp merdivenden inerken bir yandan da ayakkabılarımı geçiriyorum ayağıma.
"Ben çıkıyorum! Sıkıyorsa durdurun bakalım!"
Babamın önceleri belirsiz bir endişeyle karşıladığı bu evden ani çıkışlarım ve genelde garsonlar tarafından eve taşınışlarıma yorumu olmuyor artık.. Üvey annemse sinirli tıslamalar çıkarıyor.. Thomas tarafından eve bırakıldığım o gece hepsi bir şeylerin ters gittiğini anlamışlardı. O andan sonra aynı olmadığımı da. Ama olanları hayallerinde bile kuramayacaklarına eminim. Bana dokunmadıkları sürece iyi anlaşıyoruz artık sadece..
Arabamın koltuğuna gömülüp gaz pedalının sözüme boyun eğmesine izin veriyorum. Ve bu andan dakikalar sonra White Stripes'ın önünde anahtarımın otopark görevlisinin avcuna fırlatıyorum. Arabaya ve bana boş boş bakan adamı ciddiye bile almadan içeriye giriyorum. Evie ortalarda yok. Köşede bir masaya kurulup yanıma gelen adamın beni yemek ister gibi süzmesine aldırmamaya çalışarak siparişimi veriyorum.
"Koskenkorva. Çabuk getir."
İkinci kadehimin sonuna doğru Evie geliyor. Aslında çok beklemiş değilim, iyi bir içiciyim. Bardağın dibindeki içkiyi tek seferde yudumlayıp ayağa kalkıyorum.
"Zamoraa.. Seni görebilmek ne güzel. Uzun zamandır görüşmediğimizi düşünecek olursak fazlasıyla haklısın."
Evie Zamora'yla bazı mevzularımız olmuştu. Aynı ortamlarda bulunmuşluğumuz.. Ama hiç bir zaman yakın iki dost değildik. Bunun bu gece yıkılacağına dair ilginç hislerim var aslında.. Karşımdaki boş yere oturmasını bekliyorum. Beyaz parmaklarım mekanın koyu renginde gümüşle yıkanmış gibi parlıyorlar.
"Bir tane daha. Ve.. Ne içersin Evie?"
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Evie C. Zamora
Constance Billard IV.Sınıf
Constance Billard IV.Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 358
Kayıt tarihi : 18/07/10
Lakap : E

Şöhret
Puan: 39

MesajKonu: Geri: White Stripes'ta Alkol   Cuma Tem. 30, 2010 1:43 am

"Teşekkür ederim Crandal, dudaklarını arzulayan onca erkek olması gerçeği şimdi çok daha gerçekçi. Bira istiyorum" dedi Clementine'in karşısında dikilmiş, kaşları neredeyse ortadan birleşecek garsona. Herkes, lanet olası onca olaydan sonra bir biranın ne Evie'ye ne de alkolü arzulayan kontrolsüz bedenine yetmeyeceğinin farkında olabilirdi. En yakın arkadaşı, belki de canından çok sevdiği iki üç kişiden biri olan Gisela, Connor'la geçirdiği o geceden sonra Gossip Girl'ün aptal dedikodularından birine inanmıştı, bu yüzden Evie'yle konuşmuyordu. (Aslında Evie de inanmak istediği GG haberlerine inanırdı ama inanmak istemediklerine asla inanmazdı.) Sevdiğine inandığı sevgilisi Ladbroc, maskeli baloda onu aldatmıştı ama Evie de onu aldatıyormuş gibi gözükmüştü ve gerçekten aşık olduğu Blaise ciddi şekilde yaralanmıştı. Blaise'in hayatından silineceği gerçeği içini yiyip bitiriyordu, sanki diğer nedenlerden çok sadece Blaise için içmek istiyordu. O kurnaz gülüşü, sinsilikle parlayan masum gözleri, bir zamanlar ellerini arasından geçirmesinin çok eğlenceli olduğunu düşündüğü kahverengi saçları. Tüm bunlar aklına geldikçe, psikopat birine dönüşüyordu. Bağırıp çağırmaya ve delice ağlamaya başlıyordu. Son birkaç gün içerisinde hizmetlileri Sophie'yi kaç kez haşladığına dair herhangi bir fikri yoktu. Babasına ise ters davranamayacağı için sinirini üvey annesi Sylvia'ya yöneltiyor, Sylvia da intikamını Evie'yi babasına kötüleyerek almaya çalışıyordu. Kısır bir döngü gibiydi tüm bunlar. Lanet olası bir döngü. Ağlamak, bağırmak, içmek, uyumak ve ağlamak. Hayatının son günlerindeki aktif fiiler sadece bunlardı. Akan bir ton gözyaşının buharlaşmasından belki de odasındaki nem seviyesi bile yükselmiş olabilirdi. Blaise'i unuttuğuna kendini o kadar inandırmaya çalışmıştı ki, onunla geçirdiği o günleri hatırladıkça kendisini içini yakan bir acının tam ortasında bulmuştu. Hatta Connor'la geçen o gecenin sebebi de Blaise'di. Onu unutmaya çalışmak için ve bunun tek yolunun içmekten ve anlatmak ibaret olduğunu bildiği için Connor'la bara gitmişlerdi ve sonucu buydu işte, Gisela onunla konuşmuyordu ve Evie yine de Blaise'i unutamıyordu. Keşke, derinlerde bir yerde lanet Blaise, ona gerçek değeri veren kişinin kim olduğunu görebilseydi. Bir gün belki hayatını sadece Blaise için bu denli kötü bir durumun içine soktuğunu anlayabilse ve Evie'yi sevdiğini fark etseydi.

"Merak etme Clem, gecenin ilerleyen saatlerinde fark edeceksin bira sadece giriş bölümü. Evet, içerken sohbet etmek gibisi yoktur. Söyle bakalım, sevgililerimizden konuşalım ama bana söz vermelisin, burada anlatılan hiç ama hiçbir şey ikimiz arasından dışarıya çıkmayacak." Eğer Blaise'e aşık olduğu ortaya çıkarsa ne olur bilmiyordu. Zaten B hastanedeyken haykırarak ağlayıp, yanında kalması için yalvarmasının nedenini anlayamayan birçok öğrenci etrafta dolaşıyordu. Herkes Evie ve B'nin birbirinden alakasız olduğunu sanıyorlardı, eğer öyleyse o zaman neden Evie bu kadar üzülüyor, kahroluyordu? Büyük ihtimalle tüm öğrencilerin aklındaki sorular bunlardı. Evie ise bunların hiçbirini umursamayarak dalmıştı hastaneye, bunun ne anlama geldiğini ise eve dönünce anlamıştı. Blaise'e aşık olduğunu kimseye belli etmemek zorundaydı. Çok ilginç bir durumun içerisinde olduğunu, aslında Blaise'le arasında olanları en iyi bilenin babası olduğunu fark edince anladı. Evie'nin babası William, Blaise'i her zaman akıllı ve karizmatik bulurdu ve çoğu zaman Evie'yle beraber olmasını isterdi. Bu yüzden Evie ne zaman Blaise'le görüşeceğim dese, William Zamora doğru yolu bulmuş olduğunu düşündüğü kızına gülümserdi ve bu bir izin veriş gülümsemesi olurdu. Tanrım, Blaise. Şu kızı getirdiğin hale bak ama Evie ona kızmak da istemiyordu ne de olsa Blaise şu an çaresiz ve ciddi şekilde yaralı olarak bir hasta yatağının üzerinde solgun bedeniyle nefes alıyordu. Suçlanamayacak kadar masumdu, kötü bir şey söyleyemeyecek kadar.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Clementine Crandal
Constance Billard IV.Sınıf
Constance Billard IV.Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 663
Kayıt tarihi : 18/07/10
Lakap : Cle.

Şöhret
Puan: 70

MesajKonu: Geri: White Stripes'ta Alkol   C.tesi Tem. 31, 2010 9:05 pm


Dudaklarımı arzulayan erkekler.. Evie'nin söyledikleri beynimde dönüyor. Dudaklarımı arzulayanları değil, benim arzuladığım dudakları istiyorum sadece.. Bencilim. Hem de fazlasıyla.. Tekil bir şahsa yönelik yaşanan bir hayatı benimsemeye başladım giderek. O tekil şahsı birinci çoğul şahsa dönüştürmek istiyorum günlerdir zaten.. Gözlerini açabilse bunu elde etmek için her şeyi denerim. Pişmanlığın salaklık olduğunu öğrendim sayesinde.
Siparişimizi verirken Evie'ye çok garip bakmış olacağım ki garson gittikten sonra kısa bir açıklamayla birlikte başlayan konuşmasını devam ettiriyor. Sevgili.. Thomas! diye haykırabilmek ve her şeyi anlatabilmek isterdim. Ancak sevgili kavramı bizim için geçerli değil. Ve ben olanları birine anlatabileceğimden emin değilim hala. Lex, Cleo ve ablam yeterli bir çokluk bence.. Daha fazla insanın ne bok olduğumu anlamasına izin veremem. Ama ondan bahsetmeden de duramayacağımı biliyorum. Zor bir gece olacak sanırım. Evie'nin de durumu benden pek parlak değil çünkü.. Şu Gievonni ile birlikte olmasına rağmen Blaise hakkındaki duygularını çok iyi biliyorum.. Bunu anlamak için her gün oturup birbirimizin tırnaklarına oje sürerken bir yandan dedikodu yapmamıza gerek yok. Biraz Evie'yi tanımak yeterli..
Ağzımı açmama fırsat kalmadan içkiler önümüze sürülüyor ve ben garsona yeni bir talimatla şişeyi getirmesini söylüyorum. Aldığım ilk yudumla birlikte taptığım iskandinavya topraklarını mutlulukla anıyorum. Bu içki dünyada dudaklarıma değen en değerli şey. Buna bağışıklık kazandığım gün ölmüş olurum muhtemelen.
Bir saniye gerçek bir hiçlik çaktı beynimde. Aldığım yudum boğazımdan geçene kadar hiç bir şey düşünemedim. Daha sonra Evie'nin sorusu, dolayısıyla da Thomas yanıp söndü ruhumda. Zar zor hissettiklerimi kelimelere dökmeyi denedim. Ama önce teker teker söylediklerine karşılık verdim. Bu hem sesimi hem kendimi toparlamam için gerekli olandı..
"Sadece birayla kalacağını hiç düşünmedim zaten Evie.. Biliyor musun bu arada bunu kesinlikle denemelisin. Grey goose bile yanında bebek maması gibi kalıyor. Söz vermesine veririm de ikimizin de durumu ortada aslında.."
Blaise hakkında düşündüklerini anladığımı farketmiş olmalı şimdiye kadar. Onu etrafında arkadaş niyetine taşıdığı insanlardan daha iyi tanıyorum zaten. Bir yudumu daha gönderiyorum dudaklarımdan ve bulaşan parlak kırmızı rujumu parmağımla bardağın kenarından silerken konuşmaya başlıyorum, içimde tutamadıklarımı olayla alakasız birine anlatmak hoş olacakmış gibi.
"Kötü zamanlardayız Evie.. Eksi elli derecede terlemeyi öğrenmiş durumdayım. Yüz derecede donabilirim aynı şekilde. Şehir kavramım yok oldu. Zamanı unutalı zaten çok oldu. Kutsal bir varlık.. Tek bir ruh, ruhu ruhumdan değerli olan tek bir adam. Gerçek olmaya çalışan bir dostluk kurmayı denediğimizde bile bir şeylerin farkında olduğunu biliyordum aslında. Bir zamanlar diye başlayamıyorum hala ona. Hala hikayelerde değil benim için. Nefesimi onun kadar kesebilecek tek şey ölüm olabilir artık. Ölmeyi düşündüğümden değil bu söylediğim. Onun kadar güzel bir şeyi bir daha bulamayacağımdan sadece.. "
Masaya şişenin değişini gördükten sonra garsona bakma zahmetine bile katlanmıyorum. Bardağımı bitirip bir yenisini dolduruyorum ve alkolün etkisine girdiğimi hissediyorum..
"Beni boşverelim bence. Fazlasıyla karışık ve boktan durumlar yaşıyorum çünkü. Sen anlat biraz hadi."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Evie C. Zamora
Constance Billard IV.Sınıf
Constance Billard IV.Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 358
Kayıt tarihi : 18/07/10
Lakap : E

Şöhret
Puan: 39

MesajKonu: Geri: White Stripes'ta Alkol   Çarş. Ağus. 11, 2010 10:26 pm

"Benim anlatabilecek pek bir şeyim yok." dedi ve güldü kendi yalanına. "Hayat her zamanki gibi bir kolumdan tutmuş oraya buraya fırlatıyor beni. Her gün yeni bir yaşam oluşturabileceğim inancıyla uyanıyorum ama karışıklıklar ve sorunlar peşimi bırakmamakta ısrarlı. Tek yardımcım arkadaşlarım ve bir de şu elimdeki kutsal alkol." Derin bir nefes aldı, sanki tüm hayatını tek bir nefesle dökmüştü. Elindeki bira şişesini daire şeklinde sallıyor ve içerisinde oynaşan birayı izliyordu. Aklındaki düşünceler gerçekten karışıktı bu sefer. Yavaş yavaş üniversitenin baskısı ruhunu sıkıştırıyordu, bir yandan da gerçekten üniversite takılması gereken bir şey mi bunu düşünüyordu. Şu an başında binlerce sorun varken, bir de bunu mu ekleyecekleri? Onyedi yaşındaki bir kız neler yaşamış olabilirdi ki, o onyedi yılda? Bazılarının yüz yıl verilse yaşayamacağı kadar çok şey yaşamış, görmüştü. Ayrılıklar, mutluluklar, pişmanlıklar, nefret, aşk, arkadaşlık ve diğer her şey. Bu kadar kolay mıydı bu kadar acıyı nazik omuzlarında taşımak?
Annesinin vakitsiz ölümünü tatmıştı daha okula yeni yeni adımlarını atarken, arkadaş ne demek öğrenirken. Bir sene geçmeden babası yeni bir 'anne' bulmuştu ona, ki ne zaman beraber bir yerlere gitseler anneden çok 'abla' muamelesi görüyordu. Neden mi? Yaşı Evie'den biraz fazlaydı sadece, babasını sevip sevmediği hakkında en küçük bir fikri olmasa da ondan çocukça nefret etmeyi seviyordu. Annesinin yerini alma çabaları ve Evie'den böylesine nefret etmesi yüzünden olsa gerek. Dört sene geçtikten sonra aşk denen şeyi yaşadığını sanıyordu, hem de doğduğu ilk andan itibaren yanında olan biri için. İmkansız gibi gelen şey, gençliğin ateşiyle beraber imkansızlığını kaybetmeye başlamıştı. Ah ve daha bir sürü şey. Çok daha fazlası. Genç olmanın getirdiği tüm o risk tatma isteği ve zevki. Bir sürü hataya neden olmuştu belki fakat risk denen o şey, hayatına renk getiren şeydi. Riskten vazgeçemezdi. Yine de acı veriyordu işte, yanlış yola gittiği zaman. Çoğu kez de yanlış yola saptıran şey alkoldü ve şimdi elinde, daha onlarcasının geleceği o bira şişesini tutarken, kendini kaybetmek istediğini ve hangi yola sapacağı bu kez gerçekten umrunda olmadığı için içecekti.
Clementine'e baktı, parlak saçları ve günlerin getirdiği o yorgunluk, genç ve bir zamanlar ışıltıyla parlayan gözlerinin parıltısını soldurmuştu. Acaba Evie nasıl görünüyordu dışarıdan? Ne gibi, kim gibi? Annesine mi benziyordu? O kadar güzel olamazdı ki.. Zaten aklındaki binlerce ve belki de milyonlarca kayıp soru işaretinden hiçbirine yanıt bulamıyordu ki buna bulsun. Tek bir soruya yanıt verebilirdi, 'bu gece ne yapacaksın? İçeceğim, içeceğim ve içeceğim. '
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Alex Mclain
St.Jude IV.Sınıf, Admin
St.Jude IV.Sınıf, Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 1215
Kayıt tarihi : 18/07/10
Lakap : Lex

Şöhret
Puan: 113

MesajKonu: Geri: White Stripes'ta Alkol   Cuma Ağus. 20, 2010 5:22 pm

Rpleriniz puanlandı.

******************

Never enough to get what I want.
Kübizm bitmedi.



Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
White Stripes'ta Alkol
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Parfüm Kullandıktan Sonra, Makyajlı ve Ojeli Olarak Namaz

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Gossip Girl R-Play :: New York City :: Manhattan-
Buraya geçin: