You know, you love me. XOXO Gossip Girl
 
AnasayfaAnasayfa  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Loretta Ann McLoren

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Loretta Ann McLoren
Constance Billard IV.Sınıf
Constance Billard IV.Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 193
Kayıt tarihi : 30/07/10
Lakap : Lory

Şöhret
Puan: 41

MesajKonu: Loretta Ann McLoren   Paz Ağus. 01, 2010 5:01 pm

- Ad & Soyad

Loretta Ann McLoren

- Kullanacağınız Ünlü

Mischa Barton


- Karakteristik özellikler

Soylu olmayan ailelerden gelen kişilerle ve alt tabaka olarak gördüğü kişilerle uğraşmayı sever. Arkadaş çevresinde her zaman en iyisi olmayı hedefler. En çok korkulan, en çok özenilen olmak için her şeyi yapar. En nefret ettiği kişiye karşı elinde bir kozu varsa bunun için sinsi bir şekilde en doğru zamanı kollar. Bu yüzden oldukça sabırlı bir yapısı vardır. Aynı şekilde o en çok nefret ettiği kişi ona bir yardımda bulunabilecekse onu en yakın arkadaşı olarak da görebilir.

- Aile özgeçmişi

McLoren ailesi oldukça soylu ve varlıklı bir ailedir. Ailenin kökeni çok eskiye dayanır. Asillikleri ile ünlü olan bu aile her zaman topluma yararlı bireyler kazandırmıştır. Ailede ki bütün bireyler mezun oldukları okuldan sonra çok iyi yerlere gelerek ülkenin saygınlığını kazanmıştır. Loretta ailesinin tek çocuğudur. Bu yüzden şımartılarak büyümüştür. Hırslı ve en iyisini istiyor olmasının asıl sebebi de budur.

- Öğrenci veya Yetişkin

Öğrenci

- Örnek Rol oyunu

Hp rpg yaptığım sırada kullandığım bir rpdir.






Karargâha giden Muggle mahallesinde bir
anda belirmek pek akıllıca olmayacağından, aynı mahallede bulunan başka bir
sokakta belirdi Lizzie. Tamda istediği niteliklere sahip olan bu sokak,
bomboştu. Hafif soğuk bir rüzgâr esiyordu dışarıda ve bu rüzgâr Lizzie'nin sarı
uzun saçlarını uçuruyordu. Cübbesinin kapüşonunu kafasına örttü ve cübbesine
daha sıkı sarıldı. Cübbesinin iki ucundan tutarak kollarını önünde kavuşturdu,
sessiz sokakta yürümeye devam etti.

Büyük gösterişli binaların yerine bu ucube sokak eski
püskü evlerle doluydu. Karargâhı gözünün önünde canlandırabiliyordu az çok.
Büyük beklentilere girmemişti şimdiden. Çok doğru bir seçim olduğunu kabul
ediyordu ama yine de Lizzie'nin lüks anlayışına bu hiç uygun değildi.

Bembeyaz karlarla örtülü, sessiz sokakta ilerlerken
sokağın köşesinde üç tane yaşlı adam Lizzie'nin dikkatini çekti. Lizzie'de
onların dikkatini çekmiş olacaktı ki, bu yöne doğru bakıp bir şeyler
fısıldanıyorlardı. Bir tanesi uzun boyluydu, üzerinde kenarları yırtık, eski
bir palto vardı. Saçları ve sakalları uzun ve beyaz renkteydi. Diğeri uzun
boylu adama göre daha kısa ve tombuldu. Onun üzerinde diğer adamın paltosundan
çok daha yıpranmış bir palto vardı. Sonuncu adam ise diğerlerine göre daha
gençti, orta boylu ve zayıftı. Üzerinde oldukça acemi bir el tarafından
dikilmiş, kat kat giyilmiş eski püskü bezler vardı.

Lizzie ileriye doğru gitmesi gerekirken, sağdaki yola
saptı ve yürümeye devam etti. Arkasına bakmıyordu, üç tane Muggle'la başa
çıkamayacağından değildi bu kaçışının sebebi. Sadece Sihir Bakanlığı
kurallarıydı. Arkasına baktığında adamların geldiğini gördü, adımlarını sıklaştırarak
bir başka sokağa daldı. Yere doğru eğik olan kafasını kaldırdığında bu sokağın
çıkmaz sokak olduğunu fark etti ve geriye dönüp koşmaya başladı. Adamlar çok
yaklaşmıştı ama neyse ki Lizzie'yi çıkmaz sokak da sıkıştıramamışlardı. Bir kaç
sokak daha ilerlediğinde, adamlardan kurtulduğunu ve karargâhın bulunduğu
sokağa geldiğini fark etti.

Kartopu oynayan çocukların arasında kaldığını suratına
gelen soğukluktan sonra fark edebilmişti. Yüzündeki karları temizledikten sonra
suratını cübbesinin kenarına sildi. Karargâha doğru ilerledi ve Muggle
çocukları arkasında bıraktı. Karargâhın kapısına ulaştığında Karargâhta görevli
olan evcinlerinden birinin kapıyı açacağından neredeyse emin bir şekilde
beklemeye başladı.

Kapı aralandığında tamda tahmin ettiği gibi yaşlı,
Lizzie’nin yarı boyunda, kırışık ciltli, asık suratlı bir evcini karşısında
duruyordu. Bir hamle de yere kadar eğildi küçük yaratık selam verirmişçesine.
Daha sonra Lizzie’nin geçebilmesi için geriye çekildi. Lizzie evcinine dikkatli
bir şekilde baktığında onun her zamanki evcini olmadığını fark etti. Kaşlarını
çattı, bu evcinini tanımıyordu. Hiçbir tepki vermeden içeriye adım attı.

Lizzie içeri girdiğinde tahtadan yerlerin gıcırdadığını
duymuştu. Her adımında binanın eskiliği baş gösteriyordu. Hava da düştü -
düşecek biçimde asılı avizenin sallantısı, yerlerden gelen gıcırtılar...
Gerçekten de burası tam da Lizzie'nin beklediği gibi son derece eski bir
binaydı... Yine de Zümrüdüanka Yoldaşlığı yeniden toplandığı için gerçekten çok
mutluydu ve tek odalı bir karargâhları bile olması Lizzie'nin umurunda
olamazdı. Önemli olan, koşullar değildi. Önemli olan tüm büyücülük dünyasının
uğruna savaşacağı bir şeylerin olmasıydı. Dar, uzun holde ilerlerken evcinin
onu takip ettiğini hissetti. Arkasından gelen yürüme sesleri buna işaretti.

Kafası yere eğik bir şekilde konuşmaya başladı, mahcup
evcini. Lizzie ise ona bakmıyordu. Merdivenlerin başında duvara asılmış olan
portre dikkatini çekmişti. “Odanız özel olarak
yukarıya hazırlandı hanımım.”
Lizzie her ne kadar kendisine özel bir oda
bekliyor olmasa da bu onu pek şaşırtmamıştı. Odasına bir an önce çıkmak
istiyordu ama baktığı portrede takılıp kalmıştı. Kaşlarını hafif çattı ve
gözlerini kıstı. Kafasını biraz daha yaklaştırdı. Şimdi çok daha yakından
inceliyordu. Bu portredeki kişilerin çoğunu önceden tanıyordu. Hatta öyle ki
hepsinin ismini tek tek sayabilirdi. Zümrüdüanka Yoldaşlığının önceki halini
yansıtan bu portre Lizzie’nin gülümsemesine sebep olmuştu… Elini kısa bir süre
portrede gezdirdi. Daha sonra tahta merdivenlere doğru adım attı. Her adımda
tahta merdivenlerden gelen gıcırtılara aldırmadan ilerledi. Evcini hala onu
takip ediyordu. Lizzie’den daha hızlı yürüyerek onun önüne geçti. Lizzie daha
merdivenleri çıkmayı yeni bitirmişken evcini tahta ve eski bir kapının önünde
onu bekliyordu. Lizzie evcininin bulunduğu yere doğru yürürken evcini yeniden
kulak tırmalayıcı o sesiyle konuşmaya başladı “Odanız,
hanımım…”
Yeniden selam verdi ve tahta merdivenlerden inmeye başladı.
Merdivenlerden inerken, odaya girip girmediğini kontrol etmesi Lizzie’nin
dikkatini çekmişti…





Lizzie evcininin gidişini garip bir
ifadeyle izledikten sonra kapı kolunu kavradı ve yavaşca çevirdi. Gıcırdama
sesiyle açılan kapıdan içeriye küçük bir adım attı. Tam olarak odanın içinde de
değildi, dışında da. Karargâhın genelinin aksine bu oda o kadar şıktı ki! Koyu
renklerin hâkim olduğu bu odaya girildiğinde, ilk göze çarpan yatağın
karşısındaki etrafı kahverengi mermerlerle döşenmiş, geniş ağızlı şömine
olmuştu. Şöminenin karşısındaki geniş yatak, yere kadar uzanan kahverengi
örtüyle kuşatılmıştı. Yatağın iki yanında odanın renklerine uygun komidin
vardı. Duvarlar çeşitli portrelerle renklendirilmişti. Odanın ihtişamının, göz
kamaştırmasının yanı sıra Lizzie’nin içinde garip bir his vardı, burasıyla
ilgili. Yerde duran Gelecek Postası dikkatini çekmişti. Özenle, bu sayfa
açılmış gibiydi…




“AZKABAN KAÇAKLARI LİSTESİ AŞAĞIDA VERİLDİĞİ
GİBİDİR;



Anne CLEARWATER, Anna MYRIED, Nathaniel BLACK, Jason HEIDSON




Lizzie haberi okuduğu anda aklından bir ton düşünce geçmeye
başladı. Özellikle son Azkaban kaçağının ismini beyni defalarca tekrarlıyordu.
“Jason Heidson, Jason Heidson, Jason Heidson…” Bu isimin sahibini, Lizzie
bundan tam beş sene önce Azbakan Hapishanesine tıkmıştı. Son sözleri hala kulağında
çınlıyordu; “SENİN İÇİN GERİ GELECEĞİM!” Lizzie
bir süre daha Gelecek Postasına baktığında Jason’ın isminin yuvarlak içine
alındığını yeni fark ediyordu. İşte şimdi tüm
bedeninin kilitlendiğini hissetmişti. “Bu – nasıl?”
ağzından daha başka bir kelime çıkmıyordu. Tüm kelimeler boğazında
düğümlenmişti. Gelecek Postası yerde ne arıyordu? Neden bu sayfa açıktı? Her
şeyden önemlisi neden o kişi yuvarlak içine alınmıştı? Lizzie gözlerini kapattı
ve derin bir nefes aldı… Odanın içerisine daha fazla sızdı ve kapıyı arkasından
kapattı. Yatağa oturdu, kafasını ellerinin arasına aldı.
“Bombarda!”




*GÜM




Kapı güçlü bir darbe almış gibi parçalara ayrılmıştı. Lizzie
aniden elindeki Gelecek Postasını kenara fırlattı ve asasını çekip ayağa
kalktı. Jason tıpkı söylediği gibi onun için geri gelmişti. Senelerin onu ne
kadar çok değiştirdiğini fark etmemek pek de mümkün değildi. Birbirine
dolanmış, kaskatı kesilmiş saçları omuzlarına kadar uzanıyordu. Sakalları, tüm
suratını kaplıyordu. Gözlerindeki nefret ise her şeyi ortaya koyuyordu.





Jason, içeriye doğru bir adım attığında; Lizzie geriye doğru gitmişti. Bir planı
vardı, Jason hiçbir zaman Lizzie’ye karşı koyamazdı. Uzun bir süre, sessizliğin
hâkim olduğu odada sessizliği bozan ilk kişi Lizzie olmuştu.




“Sen – nasıl – buraya – evcini…” kafasını
sağa sola salladı. O minik yaratığa gününü gösterecekti.




“Çok uzun zaman oldu… Değil mi Liz?
Kıvrak zekândan ve güzelliğinden bir şey kaybetmemişsin… Beni arkamdan
bıçaklayalı tam 5 SENE OLDU!”
son sözlerini bastırarak söylemişti “Sana söylediğimi hatırlıyor olmalısın, sözümü tuttum. Senin
için geri geldim sevgilim.”





Lizzie Jason’ın gözlerindeki nefreti kolaylıkla
görebiliyordu, yine de şansını deneyecekti. Küçük küçük adımlarla Jason’a
yaklaştı. Lizzie ona yaklaştıkça Jason asasını Lizzie’ye doğrultuyordu. Bunu
umursamadı, ama Liz’de asasını indirmiyordu. Jason’a yeteri kadar yaklaştığını
hissettiğinde, gözlerini kapattı ve boş elini Jason’ın saçlarında gezdirdi.




“Geri döndün… Sana karşı hata
yaptığımı çok geçmeden anladım! Senin yokluğunu her saniye – her dakika – her
saat bedenimde daha da hissettim…”
kulağına eğildi “Seni özledim…”




Ağzından bu sözler çıktığında hem kendisinden hem de
Jason’dan iğreniyordu. Onu yeniden baştan çıkartmak ve yeniden geldiği deliğe
geri sokmak için can atıyordu. Ait olduğu yere… Sözlerinin Jason’ı
etkileyeceğinden şüphesi yoktu, sadece eğer Jason kendi içerisinde bir savaşa
girerse mantığı daha galip gelirdi. Onu tanıyordu. Geri çekilip Jason’a
baktığında zaferiyle gurur duyuyordu. Jason gözlerini kapatmıştı ve derin derin
nefes alıyordu. Kim bilir onu nasıl etkilemişti? Lizzie Jason’ın asa tutan
eline dokundu ve onu aşağı çekti.




“UZAK DUR!” gözlerini
açmıştı ve asası hala havadaydı “Buna bir kere daha
kanacağımı mı sandın? ORAYA GERİ DÖNECEĞİMİ Mİ SANDIN! Sen – öldün – Lizzie”





“Crucio!” Lizzie çoktan
asasını kaldırıp büyülü sözleri söylemişti bile. Jason ise kırmızı ışık ona
doğru ilerleken kıvrak bir hareketle onu savuşturmuştu. Lanet, karşı duvara
çarpıp yok olmuştu.




“Sectumsempra!”




Lizzie sağa doğru çekilerek gelen büyüden kolaylıkla
kurtulmuştu. Tam o sırada şömineye monte edilmiş, plastik
kâseyi tutan demirlik dikkatini çekmişti. İçinde Uç Uç Tozu vardı. Lizzie
avucunu kâseye daldırdı ve avucuna aldığı külleri Jason’a doğru fırlattı. Bu Jason’ın
öksürmesine ve dikkatinin dağılmasına sebep olmuştu. Lizzie bundan faydalanarak
asasını Jason,’a doğrultup haykırdı. “AVADA KEDAVRA!”
yeşil bir ışık huzmesi Jason’a doğru tozun havada bıraktığı sisin
arkasından ilerliyordu. Jason ise bunun farkında değildi. Büyü ona isabet
ettiğinde Jason olduğu gibi yere yığıldı. Lizzie Jason’a doğru ilerlerken hala
havada uçuşan tozun etkisiyle öksürmeye başladı. Emin olmadan cesedin yanına
tam anlamıyla yaklaşamıyordu. Ayağıyla cesedi dürttü. Bir adım daha aldı ve
suratına ayağını koydu. “Çok yazık…”
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Andreas Chamberlain
Fotoğrafçı&Manken
Fotoğrafçı&Manken
avatar

Mesaj Sayısı : 235
Kayıt tarihi : 18/07/10

Şöhret
Puan: 630

MesajKonu: Geri: Loretta Ann McLoren   Paz Ağus. 01, 2010 5:44 pm

Loretta Ann McLoren, Mischa Barton adlı modeli kullanıyor ve Constance Billard üçüncü sınıf öğrencisi.

Kaydınız işleniyor.

******************


BALODA ANDREAS CHAMBERLAIN

Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Loretta Ann McLoren
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Gossip Girl R-Play :: XOXO Gossip Girl :: Nüfus Müdürlüğü :: Nüfus Kaydı-
Buraya geçin: